|
İletişim
Anne-baba ve çocuk arasındaki iletişim yalnızca bilgi
alışverişi anlamına gelmez. Bu ilişkide, aynı zamanda karşılıklı duygu ve
düşüncelerin aktarımı da söz konusudur. İletişim denilince çoğu insanın
aklına konuşmak gelir. Oysa ki burada konuşmaktan daha önemli olan ve belki
de en zor öğrenilen şey dinlemektir.
Anne-baba ve çocuk arasındaki iletişimin ilk temelleri bebeklik döneminde
atılır. Bebeğin kendilerine gülümsediğini gören anne ve baba da ona
gülümseyerek ve konuşarak karşılık verirler. Bu bebeği daha da mutlu eder.
İyi gözlemci olan ve bebeğin diyalog isteğini fark eden anne-babalar bu
konuda daha başarılı olurlar. Anne-baba ve çocuk arasındaki mesaj alışverişi
yalnız konuşulan sözcüklerle sınırlı kalmaz, onların ötesinde anlamlar
taşır. Karşılıklı bilgi alışverişinden başka duyguları da paylaşırlar ve
birbirlerine destek olurlar. İyi iletişim kurmayı başarabilen aileler
yaşamlarındaki acı-tatlı tüm olayları ve sorunları paylaşmayı bilen
ailelerdir. İyi iletişim kurmak için çocukla yalnızca konuşmak yetmez; aynı
zamanda, ona hareketlerle duyguların da hissettirilmesi, yani vücut dilinin
de kullanılması gerekir. Bu da zamanla öğrenilebilen bir durumdur.
Çocuk, iletişimi de genellikle anne-babadan öğrenir. Kendi anne ve babası
küçükken ona nasıl davrandılarsa, onlar da çocuklarına genellikle benzer
biçimde davranırlar. Ancak ne yazık ki, çoğu zaman anne-babaların
çocuklarına bu konuda iyi bir örnek olabildiklerini söylemek zordur.
Anne-baba belirli aralıklarla çocuklarıyla kurdukları iletişimi
değerlendirmeli ve özeleştiri yapmalıdır. Kendi anne-babalarının olumlu ve
olumsuz yönlerini anımsamalı ve bunların kendileri üzerindeki yansımasını
bulmaya çalışmalıdır. Böylelikle karşısındakini dinlememe ve yapıcı değil
kırıcı tarzda eleştirme gibi kötü huylarını daha kolaylıkla bırakabilir.
Eğer bu yapılabilirse anne-babalar çocuklarıyla daha iyi bir iletişim
kurmakla kalmaz, aynı zamanda onlara iyi bir örnek de olurlar.
Anne-babanın okul çağındaki çocuklarıyla iletişiminde çok sık yaptığı
bazı hatalar vardır.
 |
Emrivaki konuşmak "Bunu söylediğim gibi yapacaksın,
yoksa..."
|
 |
Ders vermek "Ben çocukken senin yaptığın işin iki katını
yapardım."
|
 |
Eleştirmek "Bugün her şeyi berbat yapıyorsun."
|
 |
Alay etmek "Bu yaptığın çok aptalca bir şeydi."
|
 |
Küçük düşürmek "Senin yaşındaki bir çocuğun bunu bilmesi
gerekir."
|
Çocukla iletişim kurarken ona olumlu bir bakış açısıyla
yaklaşılmalı ve gerektiğinde onurlandırılmalıdır. Örneğin, "Bugünkü
matematik ödevlerini çok güzel çözdün." gibi takdir söylemleri
kullanılabilir. Ancak bunu yaparken, anne-baba onu 'kendi görmek istediği
biçimde davrandı' diye yapmamalıdır. Onun etkinliklerine çok karışmadan, onu
olduğu gibi kabul ettiğini göstermelidirler. Örneğin, resim yapmakta olan
bir çocuğa hangi boyaları karıştıracağını göstermek yerine, karışmadan onu
izlemek çocukta doğru şeyler yaptığı hissi uyandıracaktır.
İyi bir iletişimin koşulu: Dinlemesini bilmek
Çocukla iyi bir iletişim kurabilmek için ondan gerekli mesajların alınması
gerekir. Bu da ancak dinlemekle sağlanır. Anne-baba iyi bir dinleyici
olabilirse çocuk için de iyi bir model oluşturacaktır.
Aktif dinleme, iletişimin önemli bir parçası olup, iletişim kanallarının
açık tutulmasıdır. Bir başka deyişle, anne-babanın çocuğun duygu ve
düşüncelerini söyleme isteğini fark etmesi ve onu dinlemeye hazır olduğunu
belirtmesi anlamındadır.
Aktif bir dinleyici olmak için şunlara dikkat edilmelidir:
 |
Dinlemeye yeterince zaman ayrılmalıdır. Çevrede dikkati
dağıtacak etmen olmamalıdır. Akşam yemeği sırasında ya da yatmadan önce
genellikle konuşma için en uygun zamanlardır.
|
 |
Anne-baba konuşma sırasında kendi düşüncelerini bir
kenara bırakıp çocuktan gerekli mesajları almaya çaba göstermelidir. Bunun
için tüm dikkatlerini ona vermeli, kendilerini bir an için onun yerine
koyarak onun hissettiklerini anlamaya çalışmalı ve onun düşüncelerine değer
verdiklerini hissettirmelidirler.
|
 |
Çocuğu dikkatle dinleyip onu anladıktan sonra, biraz daha
yumuşak bir söylemle aynı şeylerin çocuğa yinelenmesine yansıtmalı dinleme
yöntemi denir. Fakat, bu çocuğun söylediklerini papağan gibi yinelemek
biçiminde olmamalıdır. Çocuğun söylediği şeylerin her zaman tam ve doğru
mesajlar olmayabileceği ve bunların altında yatan değişik korku ve
endişelerin olabileceği akılda tutulmalıdır. Bu duyguları sözcüklerle
belirtmek için konuşma arasına girilerek "sanki bana biraz korkmuşsun...
üzgünsün... kızgınsın ... gibi geldi" gibi cümlelerle altta yatan duygular
öğrenilebilir.
|
 |
Çocukla konuşurken göz teması çok önemlidir. Onun
söylediklerine ilgi gösterildiğini belirtmek için arada bir baş sallayarak
onaylamak ya da "evet.. anlıyorum... yaaa" gibi karşılıklar vermek çocuğun
konuşmasını sürdürmesini destekleyecektir.
|
 |
Anne-babalar kendi beklentileri ya da düşüncelerine
uymasa bile çocuğun konuşmasını kesmeden, sabırla ve eleştirmeden
dinlemelidir.
|
 |
Çocuğun karşılaştığı sorunları kendisinin çözmesi için
ona fırsat tanımalı, bu yönde yüreklendirmeli, ancak uygun biçimde ona yol
da göstermelidir.
|
Anne-baba aktif dinlemeyi öğrendikçe çocuğun duygularını
daha iyi anlayabilecek ve aralarında sıcak bir köprü kurulacaktır. Çocuk
kendi sorunlarını kendisi çözdükçe, duygu ve davranışlarını daha iyi
denetleyecek ve başkalarını da daha iyi dinlemesini öğrenecektir. Çocuk
karşısındakini dinleme alışkanlığı kazandıkça, zaman zaman bu davranışı için
güzel sözlerle onurlandırılmalı, hatta küçük hediyelerle
ödüllendirilmelidir.
Anne-babanın kendisinin de aktif olarak dinleyip
dinlemediğini anlamasına yarayan bazı ipuçları vardır. Eğer anne ya da baba
konuşmadan sıkılmış, dikkati dağılmış, çocuk yerine başka yerlere bakıyor ya
da çok zaman yitirdiğini düşünmeye başlamışsa o sırada aktif olarak
dinlemiyor demektir.
Çocuklarla konuşma yöntemleri
Anne-baba çocukla konuşurken ona karşı yargılayıcı ve suçlayıcı olmamalı,
olumlu bir diyalog kurmaya çalışmalıdır. Bu diyalog, çocuğun herhangi
olumsuz bir davranışını düzeltirken "sen" mesajı yerine "ben" mesajı
kullanılarak sağlanabilir.
Aşağıda bir kaç "ben" mesajı örneği verilmiştir:
-Okurken daha çok sessizliğe gereksinimim var.
-Masamı en son kullanan toplamadığı için aradığım şeyleri bulamıyorum.
-Çok yorgunum, mutfağın toplanması için yardıma gereksinimim var.
"Ben" mesajları, aslında "sen" mesajları ile aynı şeyleri söylemesine
karşın, tehdit içermediğinden, çocuk tarafından daha kolay kabul
edilecektir. Böylece, örneğin babasına "sesimin seni rahatsız ettiğini fark
etmedim" ya da annesine "yorgun olduğunu söylemen iyi oldu, sana yardım
edeyim" gibi yanıtlar verecektir.
"Sen" mesajlarına örnek:
-Bir daha bunu sakın yapma.
-Beni çok kızdırıyorsun.
-Neden dikkat etmiyorsun?
Bu mesajlar daha bir çocuğa yönelik olduklarından, çocuk kendini savunmak
zorunda hissedecek, o da benzer karşılıklar verecek ve böylece de etkili bir
iletişim olanağı ortadan kalkacaktır.
Bundan daha da kötüsü çocuğu küçük düşürücü konuşma biçimidir. Eğer çocuğa
sürekli olarak onun kötü, aptal ve düşüncesiz olduğu biçiminde mesajlar
verilirse, yalnız çocukluk döneminde değil, belleğinde o biçiminde yer
ettiği için sonra ki yıllarda bile birey kendini o biçiminde algılayabilir
ve toplumla olan ilişkilerinde zorluklar yaşayabilir.
Doğal olarak, her çocuk "ben" mesajlarını başlangıçta algılamayabilir ve bu
yöntem yararlı olmayabilir. Bu durumda bile, belki başka bir biçimde ya da
daha değişik bir ses tonuyla, "ben" mesajları verilmesi sürdürülmelidir.
Çocuğa bu mesajları algılaması için biraz zaman tanımalıdır. Konuşurken ses
tonunun verilmek istenen mesaja uygunluk göstermesi de çok önemlidir. Eğer
anne ya da baba kendi sorunlarını konuşmaya yansıtırlarsa verilmek istenen
mesaj tam algılanmayabilir.
Anne-baba, çocukların huylarına göre bazı ufak tefek değişiklikler olsa
bile, bütün çocuklarına eşit davranmalı ve ayrım gözetmemelidir.
Anne-baba ile çocuklar arasındaki iletişim bozukluğunun olası nedenleri
 |
Verilmek istenen mesaj anne-baba ya da çocuk tarafından
yanlış algılanabilir.
|
 |
Anne-baba ile çocuğun huyları birbirleri ile
uyuşmayabilir.
|
 |
Anne-babanın konuşma tarzı çocuğun öfkelenmesine ve tepki
göstermesine neden olabilir. Örneğin, ortaokul çocukları bazen anne ya da
babalarının sürekli yargılayıcı ve emrivaki konuştuklarından, kendilerini
hiç anlamadıklarından ve konuşmalarını ikide bir kestiklerinden
yakınabilirler. Eğer böyle bir durum söz konusu ise, anne-babanın kendi
konuşma tarzlarını da tarafsız olarak gözden geçirmesi ve dinlemesini
öğrenmesi yararlı olacaktır. Yoksa çocuk bu konuşma biçimini başka kimden
öğrenmiş olabilir?
|
 |
Çocukta kekemelik gibi düşüncelerini açıklamasına engel
olan bir konuşma bozukluğu olabilir.
|
 |
Anne-baba ya da çocuğun zihnini meşgul eden düşünceler,
endişeler ve stres iyi bir iletişim kurulmasını engelleyebilir.
|
 |
Konuşmak için uygun bir zaman ve yer seçilmemiş olabilir.
Okuldan yorgun olarak gelmiş çocukla sorunları konuşmak yerine, çocuk yemek
yedikten ve biraz dinlendikten sonra konuşmak çok daha yararlı olur.
|
 |
Konuşmak için kimsenin olmadığı, sakin bir yer
seçilmelidir.
|
Sonuç ve Öneriler
"Çocuk uykuda sevilir" kuralını önceki kuşaklardan olan hemen herkes iyi
bilir. Yoksa, çocuk şımarır ve babanın otoritesi sarsılır (!) Eski
zamanlarda, çoğu ailede baba ile çocuk arasındaki diyalog (elçi!) anne
tarafından sağlanırdı. Ülkemizin sanayi ülkesi olma yolundaki adımları,
hızlı kentleşme ve medyanın önemli etkisi sonucunda eski büyük ailelerin
yerini çekirdek aileler almakta, feodal dönemin özelliklerinden olan babanın
mutlak otoritesinin sarsılması ile birlikte baba ile çocuk arasında da daha
sıcak ilişkiler kurulmaktadır. Ama yine de çoğu ailede erişkinlere tanınan
söz hakkı nedense bugün bile çocuktan esirgenmektedir. Birer anne-baba
olarak çocukların bize saygılı davranmasını istiyorsak, bizim de onları
saygıyla dinlememiz ve olayları bir de onların gözüyle bakarak onları
anlamaya çalışmamız ve hekimler olarak da bunu tüm anne ve babalara
anlatmamız gerekir.
|
|